Instagram’a Zoom Özelliği Geldi!

Instagram resmi olarak anons etti: Artık Instagram’da hem fotoğraflara hem de videolara zoom yapabileceğiz! Şimdilik yalnızca iOS uygulamalarında geçerli olan zoom özelliği önümüzdeki haftalarda Android’e de gelecekmiş. Yalnız Instagram iOS güncellemesinin tüm kullanıcılar için geçerli olduğunu duyurmuş olsa da, Instagram ugulamasını güncelleyen bazı iOS kullanıcıları hala bu özelliği kullanamadıklarını söylüyor. Yani uygulamanızı güncellediğinizde zoom özelliğini hemen göremezseniz şaşırmayın. Yeni özelliği şimdilik sınırlı sayıda iOS kullanıcısı görüyor olabilir ve muhtemelen aşama aşama tüm kullanıcılara yayılacaktır.

zoom

Artık eski sevgiliyi Instagram’dan stalk’larken zoom yapıp detaylara hakim olmak mümkün :P

Yakında hepimiz bunu yapabiliyor olacağız. Var mı içinizde uygulamasını güncelleyip özelliği kullanabilen? Ben Android kullanıcısı olduğumdan beklemedeyim :)

 

 

Reklamlar

#Selfie çekerken arka planı kontrol ediyor musunuz? Bunun hakkında komik bir mini bir hikayem var!

selfie ve talihsiz arka planlar

Çizgi hikayelerimi yayınladığım asıl blogum: http://artworksbyece.blogspot.com.tr/2014/09/unfortunate-background-comics.html

Görme engelli insanlar Instagram’ı nasıl kullanıyor

Görme engelli Tommy Edison, videoda Instagram’ı nasıl kullandığını adeta neşe saçan bir uslupla anlatıyor.

Blind-people-and-Instagram

Edison, öncelikle iPhone’u nasıl kullandığına ve renklerin ona ne ifade ettiğine değiniyor. Fotoğraflarını etiketlemeyi dahi ihmal etmiyor!

Belirtmekte fayda var, kendisi doğuştan görme engelli ve çektiği fotoğraflar -en az- engelli olmayan insanlar kadar etkileyici! Yukarıdaki fotoğrafı çektiklerinden bir örnek. Daha fazlasını görmek üzere onun Instagram akışını ziyaret etmek için tıklayın.


Bu yazım, 05.01.2013 tarihinde PC Labs’de yayınlanmıştır.

http://www.pclabs.com.tr/2013/01/05/gorme-engelli-insanlar-instagrami-nasil-kullaniyor/

 

GPS’ten çok daha güçlü yeni bir konumlandırma teknolojisi geliyor

GPS’ten 1 milyon kat daha güçlü radyo sinyalleri yansıtabilen Locata, ABD ordusu tarafından da test edilecek.

GPS-yerine-Locata1

GPS’i hepimiz kanıksadık. Ancak her zaman mükemmel olmadığı da bir gerçek. Peki ya gökyüzündeki bu askeri uydulardan daha iyisini yapabilecek bir teknoloji varsa? Açıkçası, bir araştırma ekibi, uzun zamandır böyle bir teknoloji üzerinde çalışıyordu ve bu çalışmanın sonunda yeni bir konumlandırma sistemi olan Locata ortaya çıktı.

Locata uydular yerine, yeryüzündeki ekipmanlarla çalışıyor. Bu ekipmanlar yeryüzündeki bir bölgeye, GPS’ten bir milyon kat daha güçlü radyo sinyalleri yansıtabiliyor. Sistem, dış mekanların yanı sıra iç mekanlarda da çalışıyor. Araştırma ekibinin iddiasına göre alıcılar, sıradan bir cep telefonunun içine girebilecek kadar küçültülebiliyor. GPS teknolojisinin mucidi olan ABD ordusu dahi, Locata ile geniş çaplı bir test sürecine başlamak üzere geçtiğimiz ay sözleşme imzaladı.

GPS’in özellikle iç mekanlarda ve büyük şehirlerde sorun çıkardığı, beton yapılar yüzünden sinyallerin kesintiye uğradığı belirtiliyor.

Yine de Locata’nın yeni doğmuş bir teknoloji olarak biraz zamana ihtiyacı var. GPS yerine kullanılabilir ya da GPS ile birlikte çalışan ve her iki teknolojinin de avantajlarını bir araya getiren hibrit bir sistem ortaya çıkmasını sağlayabilir. Bekleyip göreceğiz.


Bu yazım, 04.01.2013 tarihinde PC Labs’de yayınlanmıştır.

http://www.pclabs.com.tr/2013/01/04/gpsten-cok-daha-guclu-yeni-bir-konumlandirma-teknolojisi-geliyor/

 

Gömülü 3D sensörler sayesinde elektronik cihazları jestlerle yöneteceğiz

Azınlık Raporu adlı filmi anımsıyor musunuz? İşte Capri, elektronik cihazları kullanım biçimimizi o yönde değiştirecek.

PrimeSense

Bu yıl düzenlenen CES’e (Tüketici Elektroniği Fuarı) sensörler, adeta damgasını vurdu. Giyilebilir ve gömülebilir sensör teknolojisi, yaşamımızın her alanına girecek ve içlerinde en çok da PrimeSense’in ürettiği “dünyanın en küçük 3 boyutlu sensörü” olan Capri’nin illgi odağı olduğunu göreceğiz.

Capri, gerçekten de 3 boyutlu algılama yeteneğine dayalı ürün ve hizmetler alanında yeni bir çığır açabilecek nitelikte. Bunun temel nedeni de kullanıcının, bu küçük boyutlu sensörü neredeyse her yere beraberinde götürebilecek olması.

Nasıl çalışıyor?

PrimeSense’in 3D teknolojisi, sensörün bulunduğu ortamı komplike bir “kızılötesi ışın örgüsü” olarak yeniden tanımlamasıyla başlıyor. Böylece ikinci bir sensörün okuyabileceği bir klavuz harita oluşuyor. Sistem algoritması, bir ortamdaki objelerin yanı sıra insanların da dahil olduğu canlı ve full 3D bir harita çıkarıyor.

Microsoft’un 3D sensör teknolojisi olan Kinect’ten fonksiyonel açıdan hiçbir eksiği olmayan Capri; hem Kinect sensörlerinden 10 kat daha küçük, hem de SoC adı verilen yeni bir sistem çipi ile donatılmış. Ayrıca PrimeSense’in iddiasına göre, Kinect’ten daha güçlü bir algoritmaya sahip.

Capri, elektronik cihaz üreticileri için Microsoft’un Kinect sensörlerine göre çok daha hesaplı fiyatlarla sunuluyor. Böylece üreticiler, yaşamımızın içine girecek yeni cihazlara bu teknolojiyi entegre etmekte zorlanmayacak.

PrimeSense’in aşağıdaki videosu, 3D sensör teknolojisini bir aşk hikayesi eşliğinde, hem bilgilendirici hem de zekice bir yolla aktarmış. Capri 3D sensörün film boyunca görünmez oluşu, boyutunun küçüklüğünü ortaya koyuyor.

2012 yılı içinde; “Şeylerin İnterneti” (Internet of Things) ile ses, vücut dili ve jestler üzerine kurulu “Doğal Arayüzler” ( Natural Interfaces) kavramlarının teknoloji dünyasında sıkça altı çizildi ve tüm bunların bir teknoloji olarak büyük oranda hayata geçirildiğinin sinyalleri verildi. İşte “gömülü 3D sensör teknolojisi” bu yeni düzene doğru atılmış somut adımlardan biri.

PrimeSense-2

Siz ne düşünüyorsunuz? Elektronik cihazları, jestlerinizle yönetmeye hazır mısınız? Yoksa bu teknoloji, sizce geç bile kalmış (ne de olsa Azınlık Raporu adlı filmden beri böyle bir şey zihnimize kazınmıştı) ve hemen adapte olabileceğiniz türde bir şey mi?

Bu yazım, 04.01.2013 tarihinde PC Labs’de yayınlanmıştır.

http://www.pclabs.com.tr/2013/01/04/gomulu-3d-sensorler-sayesinde-elektronik-cihazlari-jestlerle-yonetecegiz/

1920’li yıllarda bir iPod

Dünyanın Walkman ile tanışmasından 60 yıl öncesi, iPod ile tanışmasından ise 80 yıl öncesi demek olan 20’li yıllara şöyle bir bakalım.

iPod-1920

O zamanlar dahi mobil müzik, insanlar için çok önemliymiş, hatta ihtiyaçmış.

1920’lerde yaşıyor olsaydınız, videoda da detaylı bir şekilde göreceğiniz şu yöntemle bu ihtiyacınızı karşılayacaktınız: Pantolonunuza ya da jartiyerinize mini bir radyo saklamak, kulaklarınızın üzerine mini hoparlörler yerleştirmek ve şemsiyenizi anten olarak kullanmak.

Elbette bu film esin kaynağı olabilecek fantastik bir yaratı olmaktan öteye gitmiyor. Çünkü o zamanlar, MP3 çalar boyutlarında kablosuz bir cihaz yapılma imkanı yoktu.


Bu yazım, 03.01.2013 tarihinde PC Labs’de yayınlanmıştır.

http://www.pclabs.com.tr/2013/01/03/1920li-yillarda-bir-ipod/